Batı Trakyam Haber

Genel Başkanı Av. Necmettin Hüseyin;“Toplumsal Vicdan Yaralanmıştır”…

Türkiye’deki Batı Trakya Türkleri Dayanışma Derneği Genel Başkanı Av. Necmettin Hüseyin, son günlerde gündemi meşgul eden Ankara – İstanbul ve Trakya Üniversitelerinin işbirliği ve Yunanistan Konsolosluğunun destekleri ile yapılması planlanan, fakat son dakika müdahaleleri ile iptal edilen “Dünya Yunanca Günü” etkinliği hakkında bir açıklama yayınladı.

Genel Başkan Hüseyin “ Yunanistan Devlet Politikası olarak Batı Trakya’da Türk varlığını ve Türkler yok sayılırken, Yunan Dili üzerinden, Yunanistan Büyükelçiliği ve Konsolosluğunun destekleri ile, Urla doğumlu Şair Yorgos Seferis üzerinden Yunanca dili ile ilgili bilimsel çalışma diyerek yapılmaya çalışılan hafızalarımızdaki son günlerdeki gelişmelerin zihinlerde sıralandığında milli değerleri ve varlık mücadelesini örseleyen provakasyonu hayretle karşılıyor ve esefle kınıyoruz” dedi.

Devamında “Programın iptal edilmesine yönelik üniversiteler tarafından basına yansıtılan açıklamalarda, “Bilimsel bir faaliyet olarak programlanan ‘Dünya Yunanca Günü’ etkinliği, amacını aşan bir algılamaya sebep olduğundan iptal edilmiştir” denmektedir.

Fakat ben sormak istiyorum;

Yunanistan’ın uyguladığı devlet politikasının sonucu olarak yok sayılan, üçüncü sınıf vatandaş muamelesine maruz kalan, insanlık hakları bile elinden alınmaya çalışılan Batı Trakya Türk Azınlığı kan ağlarken, Gümülcine ve İskeçe’deki Medreselerin daha 15 gün öncesinde tabelalarının sökülmesine varan son uygulamalar ile azınlık kelimesine bile tahammülü olmayan bir devlet yapısı ile bizler karşı karşıya iken, yine Yunan Başpiskopos İslam dinine din değil siyasi partidir, Müslümanlar da bu siyasi partinin yayılmacı sempatizanlarıdır dediği günlerin üzerinden sayılı günler geçmişken, yine dana dün denebilecek bir süre içerisinde Güney Kıbrıs’ta Piyale Paşa ve Talat Paşa Caddelerinin adının değiştirilmesi, Bozkurt sokak isminin tabelalardan silinmesi yanında İstanbul sokağının ise adının Konstantinapoli yapılması, daha da vahimi iki gün önce Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis’in Kıbrıs Rum Kesiminden “çağ dışı kalmış garantörlük sistemi” diyerek yaptığı açıklamalar ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki işgalci diye nitelediği Türk Askeri varlığını sonlandırmaya ve Kıbrıs’ı terk etmesine davet ettiği günün arifesinde, Üç Üniversitemizin işbirliği ile Yunanistan Büyükelçiliği ve Konsolosluğunun katkıları ile Türk toplumunun zihnini kirleterek adeta İzmir’e Smirni diyen veya İstanbul’a Konstantinapoli demekle dil öğrenildiğini zanneden bir güruhun yaklaşımına benzercesine bunu övünç vesilesi yaparcasına Türk milletine, milli ve manevi değerlerine saygısızlık yaparak Yunanca öğreniyoruz öğretiyoruz deyip “Dünya Yunanca Günü” adı altında bir programı planlamak abesle iştigal değil de nedir? Vicdanların sızlaması gereken bu konularda, bu umursamazlık toplumsal vicdan yaralamıştır.

Üniversitelerimiz gayet iyi niyetli olarak bu organizasyonu bilimsel çalışmalar çerçevesinde planlamış ve yürütmüş olabilir, fakat bu organizasyonun Batı Trakya’da Türk varlığını yok sayan ve azınlığımıza baskıları had safhaya çıkaran, yine Türk Ordusuna Kıbrıs’ta işgalci dendiği günlerde Yunanistan’ın büyükelçiliği ve konsolosluğunun katkıları ile deyip çekebileceği tepkileri hesap etmeksizin bu şekliyle lanse edip yapmaya kalkışanları ve sadece masumane dil ile ilgili bir çalışma denilerek bu şekliyle tamamıyla sorunlu bir sunumla sunanları ve duyarlı insanları tahrik ederek ardında da hedef gösterildik iptal ettik diyerek asıl tepki veren hassasiyet gösterenleri hedefe oturtmaya kalkanları da esefle kınıyorum.

Beyler kendinize gelin, bilimsel çalışmalar adı altında kendi değerlerinizden ve dava mücadelenizden uzak yürüttüğünüz her çalışmanın toplumun farklı kesimlerinden gelen eleştirilerini yargılamak yerine yaptığınız işte daha fazla hassas olun diyoruz. Sizlerden, Batı Trakya’da Türk kelimesinden dolayı kapatılan kurumlarımızı sahiplenmek konusunda, Lozan Anlaşmasından kaynaklanan eğitim özerkliğimizi yok etme adına ana dilimiz Türkçe’yi öğrenmemizi engellemek için Yunan idaresi tarafından kapatılan 220 azınlık ilkokulumuz konusunda, yine iki dilde izin verilmeyen azınlık anaokulları yerine çoğunluk okullarında göndermek zorunda bırakılan azınlık çocuklarına haç işareti yapmayı öğretmek için can atan Yunan derin devletinin tutumu karşıda da yapılacak çalışmalarda aynı ilgiyi aynı çalışmaları bekliyoruz.

Dün itibari ile son dakika toplumun birçok kesiminden yükselen sesle ve müdahaleleri ile durdurulup, sorunlu ve toplumu tahrik edecek bir yaklaşımla yapılmaya kalkışılan büyük bir yanlıştan dönülmesine sebep olanlara da bir kez daha teşekkür ve şükranlarımızı sunarım” dedi.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu