Batı Trakyam Haber

Estia gazetesinden müftü ve vakıf seçimi senaryoları…

Estia, Batı Trakya Türkleri ve Türkiye ile ilgili sık sık yaptığı yayınlarla adından söz ettiren bir yayın organı. Bu yayınlarında da azınlığın lehine bir tutum sergilediği söylenemez.

Gazetenin haber – yorumu, resmi ve kesinleşmiş bilgiden çok gazeteye ulaşan bilgilere dayanıyor. Buna göre Dora Bakoyanni’nin başkanlığını yaptığı Trakya Kalkınma Komisyonu müftülük sorunuyla ilgili olarak iki senaryolu bir “yol haritası” üzerinde çalışıyor. Müftülük sorununun yanı sıra vakıf seçimleriyle ilgili olarak da bir “çözüm” üzerinde duruluyor. Gazetenin haberinde, henüz kesinleşmemiş olan çözüm önerisiyle alakalı olarak, bu meselelerle ilgilenen eğitim ve dışişleri bakanlıklarında büyük bir endişenin hakim olduğu iddia ediliyor.

Gazetenin kullandığı başlığa bakmak bile, müftülük ve vakıflar seçimiyle ilgili manşetten verdiği haber – yorumun “ruhunu” anlamak için yeterli.

“Patrikle ‘eşit’ müftü seçilirse Trakya’da ortak yönetim!” başlığıyla aslında kamuoyuna peşinen bir “korku” veriliyor.

Halk tarafından doğrudan veya dolaylı (seçici kurul tarafından) bir şekilde müftü seçimi yapılırsa Trakya bölgesinde “ortak” yönetimden bahsedileceğini iddia ediyor. Gazetenin, ortak yönetim derken kiminle ortak yönetim olacağını açıkça yazmasa da, aslında Türkiye’yi işaret ettiği aşikar.

Estia gazetesi manşetten verdiği haberde, Trakya Kalkınma Komisyonu’nun önerisini henüz kesinleştirmediğini belirterek, komisyon üyeleri arasında iki yaklaşımın oluştuğunu ifade ediyor. Estia gazetesine göre; müftülük konusunda Türkiye müftünün doğrudan halk tarafından seçilmesini istiyor. Yunanistan ise bu konunun Türk – Yunan diyaloğunun kapsamı dışında olduğunu ve bu konuda Trakya Kalkınma Komisyonu’nun yetkili olduğu yanıtını verdiği iddia ediliyor.

Müftülük seçimiyle ilgili Trakya Kalkınma Komisyonundaki birinci görüş; 200 kişilik bir seçici kurulun oluşturulmasını, bu kurul üyelerinin din görevlileri ve mütevelli üyeleri tarafından meydana gelmesini öngörüyor. Bu görüşe göre söz konusu kurul tarafından belirlenecek 3 kişi müftü adayı olarak hükümete sunulacak. Hükümet, yani Eğitim Bakanlığı ise bu 3 kişiden birini müftü olarak görevlendirecek. Bu işlem İskeçe, Gümülcine ve Dimetoka müftülükleri için ayrı ayrı yapılacak.

Gazete, bu amaçla 1990 yılında Konstandinos Miçotakis başbakanlığında kabul edilen müftülük seçimi yasasının değiştirileceğini belirtiyor.

Estia’nın haber – yorumunda, müftülük seçiminin yanı sıra vakıf idare heyetlerinin seçiminin de değerlendirildiği kaydediliyor. Buna göre vakıf idare heyetlerinin doğrudan Müslüman azınlık mensupları tarafından seçileceği belirtiliyor.

Komisyondaki birinci yaklaşımının bazı üyeler tarafından benimsendiği ve azınlık milletvekilleri ile azınlık dernekleri tarafından, istişare çerçevesinde Trakya Kalkınma Komiyonu’na gönderdiği raporlara dayandığı dile getiriliyor.

“MÜFTÜ İLE PATRİK EŞİT HALE GETİRİLİYOR”
Trakya Kalkınma Komisyonu’ndaki ikinci görüşün ise daha muhafazakar bir görüş olduğu belirtiliyor. Bu yaklaşıma göre müftü seçimi için bir “raportör heyet”in oluşturulması, bu heyetin hükümete 5 kişilik bir liste önermesi ve hükümetin bu 5 kişiden birini müftü olarak görevlendirmesi öngörülüyor. Yine Estia’nın haberine göre; Komisyon’da ikinci yaklaşımı destekleyenler, üç kişilik listenin benimsenmesi halinde müftü seçimiyle, patrik seçiminin benzer bir şekilde yapılmasına neden olacağı, böylelikle de Yunanistan’ın, dünyadaki Ortodoksluğun lideri olan patrik ile müftüyü eşit hale getireceğini savunuyorlar. Gazete, böyle bir durumda bir “sembol” yaratmanın haricinde başka bir sorunun daha ortaya çıkabileceğini savunuyor. Haberde, mütevelli başkanlarının müftüyü belirleyecek seçici kurula katılmasıyla müftünün dolaylı olarak halk tarafından seçilmiş olacağına işaret ediyor. Bu durumda mütevelli başkanlarının bir müftü adayını desteklemek için kampanya yürüteceklerini, bunun da Ankara’nın etkisinin oluşmasına neden olacağı iddia ediliyor.

Gazetenin bundan sonraki senaryosu veya iddiası ise ciddi anlamda “hayal gücü” gerektiriyor. Zira haber – yorumda özetle “eğer vakıf idare heyetleri seçimleri olursa azınlık kendi ‘belediye başkanlarına’ kavuşacak” türünden bir öcü yaratılıyor. Gazete diyor ki; “Vakıf idare heyetlerinin de seçimle işbaşına gelmesi ve çok güçlü bir bütçeyi yöneten kişiler olmaları halinde bir ‘kesimin’ yani azınlığın belediye başkanları olmuş gibi bir güç elde edecekler.”

Estia gazetesi şöyle devam ediyor: “Yunanistan birine de, diğerine de dayanamaz. İl bazında bir siyasi lider olarak müftü seçimine de, şehir bazında yerel yönetici gibi vakıf idare heyetleri başkanı seçimine de dayanamaz. Siyasi bir lider olarak müftü muhtemelen Ankara’nın tüm isteklerini dile getirecek. (bunlardan en masum olanı Türkçe’nin kamu alanında resmi dil olarak kabul edilmesi olabilir). Öte yandan Vakıf İdare Heyeti başkanı ise günlük yaşamda Hristiyan belediye başkanıyle de facto bir şekilde yönetime ortak olmak isteyecek.”

Bu durumda, yani birinci yaklaşımın hakim olması durumunda müftü ile patriğin eşitleneceği ve Trakya’da ortak yönetim şartlarının oluşacağı iddiası ortaya atılıyor.

Kısaca söylemek gerekirse, Estia gazetesi müftülük ve vakfılar sorunlarını değerlendiren Trakya Kalkınma Kosmiyonu’na “aman dikkat et” uyarısında bulunuyor. Hatta bunun İran’da dini lider seçimine benzeyeceği iddiasında da bulunuyor. Komisyon Başkanı Dora Bakoyanni’nin de böyle bir şeyi istemesinin mümkün olmayacağı tahmininde bulunarak, sayın Bakoyanni’ye de üstü örtülü ayar vermeye çalışılıyor. Hatta hiçbir dini liderin seçimle işbaşına gelmediğine dair örnekler veriliyor haber – yorumda.

Estia manşetten verdiği haber – yorumda özetle ve mealen; “Sakın haa! Müftü seçimi veya vakıf başkanı seçimi gibi 40 yılı aşkın süredir devam eden bu iki sorunun çözümüne gitmeyin! Yunanistan bunun kaldıramaz.” diyor.

Estia gazetesi bunu söylüyor. Bakalım hükümet veya Trakya Kalkınma Komisyonu ne diyecek? Az kaldı, bekleyip göreceğiz…

Kaynak
https://gundemgazetesi.com

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu