Editörün Seçtikleri

Türk Ordusuna Rumeli’den dua var…

Yıl 1913 Balkanlar yaralı, her yerde bir acı var. Bir yıl önce bütün köy bir grup askere karşı gelip hepsini öldürdüğü için yeniden köye giriyor askerler intikam için, “şimdi yalnız kaldınız sizi kim koruyacak” diyerek tüm erkekleri kurşuna diziyor. Dedemin babası şehit düşüyor, dedem 3 yaşında kardeşi 1 yaşında. Dedem, küçük kardeşi ve annesi ile yalnız kalıyor. Annesinin ismi Sulhbiye, dul kalıyor, iki küçük evladı ile. Köyde yaşlılar ve çocuklar dışında onları koruyacak, kollayacak kimse yok.

Sulhbiye genç, yanına yabancı bir asker yanaşıyor, Sulhbiye güçlü ama. Eline kocaman bir taş alıp askerin kafasını yarıyor. Yaşlılar toplanıyor, boyunları bükük, içlerinden biri suçu üstleniyor, ağırlarına gidiyor kadının kendi kendini koruyup askere karşı gelmesi. Sulhbiye köyü iki evladı ile terk ediyor, belinde bir tabanca ile. Yıllarca o tabancayı yanından ayırmıyor. Bu çok uzun bir hikâye aslında, başka zaman yazarım…

Şimdi soruyorum, dedemin babası şehit düşmeseydi, son ana kadar kaybedilmiş de olsa bu topraklar, karşı gelmeseydi ben bugün alnım dik yürüyebilir miydim burada. Bugün nedenler ve niçinler içinde boğuşurken biliyorum ki onlar kanlarının son damlasına kadar mücadele etti. Kaybetmenin de bir şerefi olmalıydı. Bu şerefi bir şehitoğlunun torunu olarak göğsümde taşıyorum bugün. Bu şeref bana bu topraklarda varolma ve mücadele etme ruhunu veriyor.

Bizler Balkanlar’da yaşamaya devam edenler savaşın ne olduğunu, düşmanın beyninin nasıl çalıştığını çok iyi biliriz. Ancak bu topraklarda ecdadımızın kanı var, burada onların ruhunu yalnız bırakmaya hiç niyetimiz yok. Bizler burada ölülerimizle beraber yaşarız.

Stratejilerden, analizlerden falan belki pek anlamayız ama bildiğimiz bir şey var. Ordu bir yerde savaşa girdiyse, düşman pusu kurduysa, orada canlarımız kan döktüyse, bize orduya akıl vermek maval okumak düşmez. Söz konusu vatansa hele, halk arasına korku salmak değil, düşmana korku salmak için toz kaldırmak düşer bize. Dua edeceğiz, aklımız kendimize kalsın şimdilik. Türk ordusuna güveneceğiz, Türk ordusu işini bilir, vatana dört elle sarılacaksınız. Her eve bayrak asacaksınız, her gece dua edeceksiniz. Unutmayın askerlerimiz de sosyal medyayı takip ediyor, askeri görevini yapan kardeşlerimiz yazdıklarınızı okuyor.

Şanlı ordumuzun namını bilmeyen var mı, gücünü bilmeyen var mı, Çanakkale’de nasıl efsane yazdığını bilmeyen var mı, Türk Ordusu işini bilir, öyle bir ordu ki o düşmana karşı Fırtına kopartmayı da bilir, masumların duasını da almayı bilir. Biz ki kilometrelerce uzakta kalmış, kaybedilmiş toprakların üzerinde yüz yılın hasretliğini yüreğinde taşıyanlarız. Dert değil, daha bin yıl geçse de bu hasretliğe razıyız. Ama o bayrak düşmeyecek, rabbim galip ve muzaffer eyleyecek, bundan da zaferle çıkacaktır Türk ordusu. Etrafta ne savaşlar var, mülteciler gökten düşmedi ya, yıllardır Türkiye sağlam durdu.

15 Temmuz darbe kalkışması bile Türk ordusunu çökertmek içindi. Birileri mesih gibi Pensilvanya’dan gelecek, birileri de toprağı bölecek. Yok öyle yağma, o darbe girişiminden sonra bile Türk Ordusu kendisini hızlı bir şekilde toparladı. Orduyu millete karşı kışkırtmalarına rağmen.

Demem o ki, şu sıralar ordunuza her zamankinden daha çok sahip çıkın, Türkiye’mizin değerini bilin, bayrağınız başınızın üzerinde dalgalanıyorsa buna şükredin. Hilal ve yıldıza, bizler gökyüzü bulutsuz, hava temiz olunca geceleri kavuşuyoruz. Bayraklarımız sandıklarımızda, Kur’ana sarılı bazen, bazen de düğünlerde arabalarımızda dalgalanıyor. Hüznümüze de mutluluğumuza da şahitlik ediyor. Vatan, bayrak ve ordumuzun yanındayız. Kandil gecesi şehit düşen 33 Mehmetçiğimize Allah’tan rahmet yaralı askerlerimize acil şifalar dilerim…

Üsküplü şair Beyatlı’nın da dediği gibi:

“Şu kopan fırtına Türk ordusudur yâ Rabbi.
Senin uğrunda ölen ordu, budur yâ Rabbi.
Tâ ki yükselsin ezanlarla müeyyed nâmın,
Galib et, çünkü bu son ordusudur İslâm’ın

Yüz yıl önce aynı vatanın evlatları olduğunuz Rumeli’den dua ile…

Allah yâr ve yardımcınız olsun…

Allah Türk ordusunun yanında olsun, peygamber ocağına ateş düşmesin, bileğiniz ve yüreğiniz güçlü olsun…

Kaynak
timebalkan.com
Haberin Devamını Oku

Benzer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu